17 RAMAZANDA DÜNYA HELAL GÜNÜMÜZÜ YENİDEN KUTLAMAYA HAZIRLANIYORMUYUZ?.

Bilindiği üzere, günümüzde çeşitli günlere özel anlamlar atfedilerek kutlanmaktadır. “Anneler günü”, “Babalar günü”, “Sevgililer günü”, “Dünya Gençlik günü”, “Dünya Gıda günü” bunların sadece öne çıkan birkaçı. Bizler için çok önem arzeden “helal yaşamı” içeren bir günümüz bulunmamaktadır. Bu gerçekten hareket ederek, birçok fakih, ulema ve kardeşlerimizle yaptığımız istişare sonucunda, helal konusunda müminlere inen ilk Ayet olan Enfal suresinin 69. ayetinin bizler için çok büyük önem arz etmekte olduğunda ittifak ettik ve bu tarihi, DÜNYA HELAL GÜNÜ olarak hatırlamayı uygun gördük.

Bu Ayet-i Kerime Hicri 624, Ramazanın 17. günü, İslam ve küfrün ilk savaşı olan Bedir savaşında nazil oldu:

فَكُلُواْ مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Artık elde ettiğiniz ganîmetten helâl ve tayyib olarak yiyin ve Allah’dan korkun! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.

Bu günü kutlamak, bugünkü şartlarda farzlarımızın içerisinde adeta birinci sırada yer alma konumuna gelmiş olan helal ve tayyib yaşamı hatırlamak, hatırlatmak ve yaymak konusunda bize destek olacağını umuyoruz.Bu yıl bütün dünyada 5.si kutlanacak DÜNYA HELAL GÜNÜ’müz hayırlara vesile olsun.

Dünya Helal Günü nedir?

Dünya Helal Günü, “Helal” hareketini dünya çapında kutlayarak destekleyen ve birleştiren özel bir gün olacaktır.

Dünya Helal Günü ne zamandır?

Dünya Helal Günü, her yıl mübarek Ramazan ayının 17. gününde kutlanacaktır. Ramazan ayı, hicri (ay) takvime bağlı olacağı için, miladi takvime göre her sene farklı bir tarih gelecektir. Bu sene için, Ramazanın 17. Günü, 12 Haziran Pazartesi gününe denk gelmektedir ve kutlama bu gün yapılacaktır.

Dünya Helal Gününün amacı nedir?

Dünya Helal Gününü, “HELAL VE TAYYİB” konusundaki bilincimizin ve anlayışımızın arttırılması ve bu davanın daha geniş çevrelere duyurulması niyetiyle kutlanacaktır. Bu niyetle toplumları ve bireyleri birleştirici, Müslümanlar arasında siyasetin veya başka nedenlerin nifak oluşturmasına mahal vermeden bilgilendirici ve deneyimlerini paylaşacağı bir gün olacaktır.

Dünya Helal Gününü kim organize eder?

Dünya çapında helal sertifika kurumlarının biraraya gelmesinden oluşan çatı kuruluşu WHC (Dünya Helal Konseyi) bu açılımın başlatıcısı ve destekleyicisi olacaktır. Dünyanın her bölgesine yayılmış müslüman kardeşlerimizi birleştirici bir açılım olması hasebiyle, “helal” bütün ümmete aittir, dolayısıyla Helal Günü de bütün ümmetin ortak günüdür. Bu noktadan hareketle, Dünya Helal Konseyi kendi ulaşabildiği noktalarda Dünya Helal Gününü tanıtan, anlatan ve yayılmasını sağlayan faaliyetler düzenleyecektir, diğer Helal Sertifika kurumlarının ve Müslümanlara hizmet eden organizasyonların faaliyetler düzenlemesini teşvik etmektedir ve desteklemektedir. Müslüman kardeşlerimiz tarafından düzenlenecek bu tür faaliyetleri desteklemek ve duyurabilmek adına bu kurumlardan ricamız, bizlere faaliyetleriyle ilgili bilgilendirmede bulunmalarıdır.

Dünya Helal Günü hükümetler veya yerel kurumlar tarafından destekleniyor mu?

Dünya Helal Günü çok taze bir oluşumdur ve tamamen hayır kuruluşları tarafından ortaya konmuştur. Helal bütün müslümanlara aittir ve müslümanlar İslami değerlerine sahip çıkmakta her türlü hakka sahiptir. Dolayısıyla Dünya Helal Gününün, bütün çoğrafyalarda yaşayan müslüman kardeşlerimizin çoğunluk olsun azınlık olsun her yerde, helalin bir insan hakkı meselesi olduğu noktasını ifade edecek şekilde kutlamaları ve yaymaları gerektiğine inanıyoruz. Bu yıl bütün dünyada 5.si kutlanacak “17 RAMAZAN DÜNYA HELAL GÜNÜMÜZ” bütün ümmete hayırlara vesile olması duası ile…

GÜZEL MÜSLÜMANLIK…

GİMDES Teknik Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr.Ali Nihat Eskioğlu 14 kasım 2016 tarihinde GİMDES merkezinde ’’Güzel Müslümanlık’’ konusunda bir seminer verdi. Seminer içeriğinde güzel Müslüman olabilmemiz için yapmamız gerekenler konusunda önemli uyarılarda bulundu. Prof.Dr. Ali Nihat Eskioğlu hocamızın seminer programında üzerinde durduğu önemli hususlar şöyledir;

Güzel Müslüman Nasıl Olabiliriz?

Dünyada Allah’ı bilmeyen O’nu ahirette göremeyecektir.Dünyada marifet zevkini tatmayan ahirette müşahede tadını alamayacaktır.

Marifetullah ve muhabbetullahın kalbimizde zuhur edebilmesi için kalbin cilalı olması lazımdır. Kalp nasıl cilalı olur? Kalpte zikir vardır, dünyadan hiç bir şey yoktur. Hepsinden boşaltılmıştır. Kalbimizden dünya sevgisini çıkaralım ki oraya Allah sevgisini Allah aşkını koyabilelim; marifetullahı koyabilelim. Dünya sevgisinden başka öfke, şehvet, gaflet bunlardan da uzak durmamız gerekmektedir.

Hasan-ı Basri hazretleri Basralı bir Allah dostudur. Bir gün ikindi namazını kılıyorlar ve ikindi namazını kıldıktan sonra dışarıya çıkıyor. Caminin kapısında bir taraftan çıkan çok kalabalık cemaate bakıyor bir taraftan ağlıyor. Hem cemaate bakıyor hem ağlıyor. Birisi gelip soruyor “Hocam neden ağlıyorsun?”. “Manevi ilme heves edenler gün geçtikçe azalmaktadır. “Elde fırsat varken müslümanlar neden bu ilmi kazanmaya çalışmazlar?” diyor.

Hasan Basri hazretleri, cemaatin içerisinde manevi ilimden nasibini almadan göç edecek olanlara yani bu dünyadan manevi ilimlere sahip olmadan ahirete gidecek olanlara acıyor ve büyük nimetlerden mahrum olacaklarından dolayı ağlıyor. Ağlama sebebi budur. Yani o insanların büyük bir kısmında heves azalmış. Ve diyor ki “Manevi ilimlerden nasibini alamayanlara yazıklar olsun.” Yani manevi ilimlere sahip olma gayretinde olmayanlara yazıklar olsun diyor Hasan-ı Basri hazretleri. Halbuki Hasan-ı Basri hazretlerinin zamanı tebe-i tabiin zamanıdır. Günümüzde toplum olarak daha da üzücü bir durumdayız.

Yalnız zahiri ilimleri okuyup manevi ilimlerden habersiz olanlar. Kullandığı gözler açık olsa da kalp gözleri kapalıdır. Kişi sadece zahiri ilimler ile uğraşmış manevi ilimler ile hiç meşgul olmamıştır. Manevi ilimler öyle bir şey ki Cenab-ı Allah kalbe vaaz ve nasihat ediyor. İlahi emir ve yasaklardan; yasaklar da haramlar veya sünnetlere uymamaktır. Dolayısıyla bunlardan yoksun kalanlara Hasan Basri hazretleri acıyor. Ve diyor ki bunların halleri perişandır. Çünkü bu kalp ilmini Allah yalnız edepli müttakilere bahşeder. Yani manevi ilimlere sahip olabilmek için hem edepli olmak; adablara riayet etmek hem takvalı olmak; müttaki olmak gerekir.

Seçkin sahabeler ve insanlar bu sırra varabilmek için bütün imkanlarını harcamışlar. Marifetullah ve muhabbetullahtan başka insan için daha büyük bir nimetin bulunamayacağını ifade etmişlerdir. Dünyada erişebileceğimiz en büyük nimet marifetullaha ve muhabbetullaha erişmekdir.

İnsanı ilahi muhabbete götüren on çare bulunmaktadır. Bunlar:Tövbe, Zühd, Tevekkül, Kanaat, Uzlet, Midenin Orucu, Zikir, Rabıta, Murakebe-Riyazat ve Rıza’dır. Yaşadığımız sürece muhabbete erişebilmek için güzel Müslüman olma yolunda gayret göstermemiz gerektiğini unutmamalıyız.

GİMDES FIKIH İSTİŞARE KURULU ÜYESİ NURETTİN YILDIZ HOCAMIZ GİMDES MERKEZİNİ ZİYARET ETTİ.

GİMDES merkezinde 3 gün sürecek Helal Gıda Gönüllüleri eğitim toplantısı kapsamında ilk gün Nurettin Yıldız Hocaefendi’nin “Dava Bilinci” konulu konferansı gerçekleştirildi.

Nurettin Yıldız Hocaefendi; sohbet öncesi GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer Hocamızı makamında ziyaret ettikten sonra, GİMDES çalışanlarıyla gıda ve helal beslenme üzerine mülahazalarda bulundu. Gerçekleştirdiği konferansını bir küçük kıssa anlatarak bitirdi. Nurettin Yıldız Hocaefendi’nin konferansına katılan GİMDES Gönüllüleri; Hocaefendinin Helal gıda ve beslenmeye olan hassasiyetinden dolayı çok mutlu oldular.

Birinci gün ilk eğitim çalışması, “Helal Gıdanın Önemi, GİMDES’in tanıtımı, Diğer kurumlardan farkı,Dünya Helal Vakfı” konuları üzerinde GİMDES Başkanı Dr. H.K.BÜYÜKÖZER tarafından yapıldı.

Günün 3.cü eğitim çalışması “Helal Kesim ve Cellale” konusunda Başdenetçi, Veteriner Arzu SARITAŞ tarafından yapıldı.

YÜZ AKLARIMIZ HALAL DUNYA MARKETLERİ EĞİTİM VE TOPLANTISI DAR’UL HALAL MEDRESESİN’DE YAPILDI…

(Onlar) ne bir ticâretin, ne de bir alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı erlerdir! (Onlar, dehşetten) kalblerin ve gözlerin kendisine döneceği bir günden korkarlar. (Nûr – 37)

Toplantı Daru’l Halal Medresesi Eğitim Merkezinde GİMDES’in yemek ikramı ile Saat 12 00’de başladı. Yemek duasından sonra görüşmelerin yapılacağı konferans salonuna geçildi.

13 Mart 2017 P.tesi GİMDES merkezinde Halal Dunya Birliği market sorumlusu kardeşlerimizle yapılan istişari toplantının gündemi şöyleydi: 1.Açılış, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve Dua,2,Doç.Dr. Hamid AKÇAY’ın “Marketçilikte önemli Kritik noktalar” konulu konuşması, 3.GİMDES başkanı Dr. H.K.BÜYÜKÖZER’in açılış ve genel durum tesbiti konuşması, 4.Market şube yetkililerinin mahalli durum tespit konuşmaları, 5.Dilek ve temenniler, Kur’an-ı Kerim tilaveti, Dua ve kapanış

HDM Toplantısı için tesbit edilen gündeme uygun olarak GİMDES AR-GE Birimi Koordinatörü Dr. Macit ELHARİRİ’in Kuranı Kerim tilaveti ile açılış yapıldı. Ardından Müşteri memnuniyeti ve marketçilik faaliyetinde dikkat edilecek hususlar konusunda GİMDES Bilim Kurulu üyesi ve Bandırma üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hamid AKÇAY katılımcılara Marketçilikte Dikkat edilecek hususlar üzerinde bir konuşma yaptı. Ardından, açılış konuşmasını yapan GİMDES Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER ezcümle : Öncelikle bütün dünyadaki müslümanların olmazsa olmazı, onun en önemli imani bir meslesi olan helal lokmayı kolayca ve güvenerek temin edebilmeleri için fedakârca ortaya koyduğunuz bu kurumlar sebebi ile bir cihat eylemi içinde olduğuzu söylemeliyim.Bu sebeple hepinizden Allah razı olsun. Rabbim say u gayretlerinizi bereketlendirsin, feyizlendirsin.

Daha sonra GİMDES’in uluslararsı nitelikteki bir projesi olan HALAL DUNYA MARKET ZİNCİRİ sahip ve yöneticileri ile, son gelinen durumlar, halkın desteği, mal teminindeki problemler, günlük ciroların gidişatı, ürün çeşitliliğinde mevcut aksaklıklar, market yönetimindeki problemler, insört çalışmaları, ileriye dönük beklentiler ve tavsiyeler konularını içeren istişare konuşmalarına geçildi.

YEDİDEN YETMİŞE HELAL LOKMADA EĞİTİM SEFERBERLİĞİ…

KAŞİF ÇOCUK AKADEMİSİ ÖĞRENCİLERİ HELAL MUTFAK ATÖLYESİNE KATILDILAR

Çocuklarımız Helal Lokmasız Yetişmesin

“- Ey iman edenler. Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” (Tahrim: 6)

Helal lokma bilincini küçük yaşta çocuklarımıza vermek üzere hazırladığımız ’’Helal Mutfak Atölye’’ programı 29 kasım 2016 tarihinde Kaşif Çocuk Akademisi öğrencilerimiz ile gerçekleştirildi.

Anaokulu öğrenci gruplarına yönelik olarak hazırlanan ‘’Helal Mutfak Atölye’’ programı çocuklarımızın geleceğe, ne tükettiğini farkında olan bireyler olarak hazırlanabilmesi için önemli bir adım olmaktadır. Kaşif Çocuk Akademisi öğrencisi 39 çocuğumuza iki ayrı sunum şeklinde Helal Mutfak Atölyesi uygulaması yapıldı.

Görevli Hoca hanımefendi tarafından, Çocuklarımıza Allah-ü teala’nın bize vermiş olduğu nimetlere karşı teşekkür etme biçimlerinden birinin O’nun istediği şekilde helal beslenme ve haramdan sakınma olduğu anlatıldı. İlk önce helal ve haram kavramları üzerinde duruldu. Bunu günlük hayatımızda nasıl uygulamamız gerektiği, yediğimiz besinlerin hangilerinin helal hangilerinin haram olduğu oyuncak ve slayttaki resimlerle anlatılmaya çalışıldı.

Gerçekleri yansıtmayan aşırı abartılı reklamların yönlendirmesi, bilinçsiz beslenme alışkanlıkları, yeni şeylere karşı hayranlık ve kamu kurumlarının halkı doğru bilgilendirmede yetersizlikleri, ister fakir ister zengin muhitlerde olsun, kola ve boyalı/boyasız, gazlı/gazsız içeceklere aşırı bir düşkünlüğün oluşmasına sebep olmuştur. Kola ve renkli/renksiz gazozlar artık çoğu ailelerin olmazsa olmaz içeceği haline gelmiştir. Sofraya oturulunca bardaklara su yerine kola, gazoz türü içecekler dolduruluyor. Çocuklarımızı bu tür alışkanlıkların risklerine karşı bilinçlendirerek geleceklerinin çürütülmesini önlemeliyiz. Özellikle çocuklar için üretilen şekerlemeler, çikolatalar, pastalar, cipsler gibi bir çok ürün hakkında bilgi sahibi olmadan almaktayız. Atölye çalışması ile çocuklarımızın tüketim tercihlerinde bilinçli hareket edebilmeleri için önemli bir temel atılmaktadır.

Atölye uygulamamızda çocuklar GİMDES helal ve tayyib sertifikalı malzemeler ile doğal renklendirilmiş kurabiyeler yaptılar. Program sonunda çocuklara GİMDES helal sertifikalı malzemelerden yapılmış kurabiye, helal sertifikalı şeker, gofret ve GİMDES logolu balon hediye edildi.

helalatelye1 helalatelye7 helalatelye5 helalatelye4 helalatelye3 helalatelye2

GELİN ELBİRLİĞİ İLE HİZMET EDELİM!

DÜNYA HELAL VAKFIMIZIN ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Ekim ayı başında DHV Mütevelli Heyet üyeleri ile yaptığımız toplantı hakkında daha önceki haberimizle bilgi verilmşti. Bu yazımızda alınan kararlar ışığında başlattığımız aktivitelerden söz edeceğiz.

EĞİTİM MERKEZİ

Merkez bina için Nuh SARAL, Mustafa COŞKUN, Orhan SAVAŞ ve Ömer BÜYÜKÖZER uygun yer arama faaliyeti için görevlendirilmiştir

HAYIR MERKEZİ

İSLAMİ İLİMLER IŞIĞINDA AKADEMİK KADRO YETİŞTİRMEK.DESTEK KAMPANYASI

Akademik Kadrolarımızı yetiştirmek için, Master ve Doktora yapmalarını sağlamak üzere maddi destek çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü ile yapılan görüşmeler sonucunda 8 kardeşimizin master çalışmaları proje yapma seviyesine gelmiştir. Aynı kompleks içerisinde yeni master ve doktora öğrencisi olmak isteyenlere maddi destek sağlayacak yardım kampanyamızın hesap bilgileri şöyle;

HESAP ADI : DÜNYA HELAL VAKFI-HAYIR MERKEZİ
HESAP NO : 93737332-4
ŞUBE : KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR76 0020 5000 0937 3733 2000 04

YETİMLERE DESTEK KAMPANYASI

Yetimlere Yardım desteğimiz, İslam ülkelerinde savaş, doğal afatlar sebebi ile yetim kalmış milyonlarca çocuklarımıza sahip çıkma adına iki yıldır 11 yetim çocuğumuza, herbir yetimin bir aylık harcamaları olarak 90 tl yardım gönderiyoruz. Bu yardımı hayır sever kardeşlerimizin katkısı ile daha da büyütmek arzu ediyoruz. Hesap bilgileri şöyle;
HESAP ADI : DÜNYA HELAL VAKFI-YETİMLER
HESAP NO : 93737332-3
ŞUBE : KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR06 0020 5000 0937 3732 0000 03

DAR ÜL HELAL MEDRESESİ DESTEK KAMPANYASI

Bu etkinliğimizi desteklemek için hesap bilgileri;
HESAP ADI :DÜNYA HELAL VAKFI-DARUL HALAL MEDRESE
HESAP NO :93737332-2
ŞUBE :KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR33 0020 5000 0937 3733 2000 02

DÜNYA HELAL VAKFI MERKEZ LABOTATUARINA DESTEK KAMPANYASI

Darül Helal Medresesi bünyesinde, Helal Ürünleri Araştırma Enstitüsü’ne bağlı olarak kurulacak olan Laboratuvar Merkezi ile, enstitünün hizmet verdiği tüm alanlarda çalışmaların daha güvenilir, faydalı ve gelişmiş bir sistem içinde yürütülmesi sağlanacaktır. Laboratuvar Merkezi’nin en büyük hedefi; çalışmalarının Helal ve Tayyib sistemin en doğru şekilde kalitesini güvenceye alacak bir sistem içerisinde yürütülmesidir.
Bu ve buna benzer hayır hizmetleri için Kurduğumuz Dünya Helal Vafına yardım etmek isteyen kardeşlerimiz için hesap bilgileri şöyle;
HESAP ADI :DÜNYA HELAL VAKFI
HESAP NO :93737332-1
ŞUBE :KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO :TR60 0020 5000 0937 3733 2000 01

Gelin, bu faaliyetlerimizin yerine getirilmesinde, gençliğimizin hayırlı nesiller ve evlâtlar olarak yetişmesine, yitik malımız helal tayyib yaşantımıza adım adım ulaşabilmek yolunda elbirliğiyle hizmet edelim. Rabbimiz yardımlarınızı Kabul buyursun

DÜNYA HELAL VAKFI MÜTEVELLİ HEYETİ DHV MERKEZİNDE TOPLANDI…

Dünya Helal Vakfı Mütevelli Heyeti; Başkan Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER Üyeler Av. Hakkı AYGÜN, Av. Ali KURT, Günay KAYA, Suat SEZER, Hüseyin ÖZTÜRK, Hasan TÜRKYILMAZ, Orhan SAVAŞ, Ersin TAŞTAN, Nuh SARAL, Ömer BÜYÜKÖZER, Murat BÜYÜKÖZER ve A.Hayreddin İŞBİLİR’in katılımlarıyla 09 Ekim Pazar günü Dünya Helal Vakfı merkezinde toplanmıştır. Toplantıda önemli görüşmeler yapıldı ve önemli eylem kararları alındı. Öncelikle Darül Helal Medresesi projesi üzerinde duruldu. Bu önemli projemizin 3 merhalede yürütülmesinin daha gerçekçi olacağında fikir birliği oluştu. Birinci merhalede Eğitim merkezinin oluşturulması, ikinci merhalede yüksek Lisans ve Doktora çalışmaları için Enstitümüzün devreye sokulması ve üçüncü merhalede mevcut üniversite mevzuatına uygun Darul Helal Medresesinin kurulması. Bu projenin ihtiyacı için gerekli yetişmiş akademik elemanlar için Hayır merkezimizde başlattığımız Yüksek Lisans öğrencilerimize burs kampanyamızın devam ettirilmesi, Türkiye, Suriye ve diğer islam ülkelerindeki yetim çocuklarımız için başlattığımız “siz de bir yetimimize sahib çıkın” kampanyasının devam ettirilmesi kararları alınmıştır.

Diğer görüşülen konular ise şöyle olmuştur:

1.Dar’ul Halal Medresesi Projesi ile ilgili TOÇBİRSEN, MEMURSEN gibi Sivil Toplum kuruluşlarıyla işbirliği görüşmeleri yapılması
3.Kamu ihalelerinde satışa sunulan binaların araştırılması
4. İslami ilimler ışığında teknik personel yetiştirmek için üniversite son sınıf öğrencilerinden helal gıda bilincine sahip öğrencilerin tespit edilerek gerekli yardımlarla akademik kariyerinin devam edilmesi
5.Akademik kadronun tespit edilmesi
6.Paket eğitim projelerinin çıkartılması;
7.Mevcut yapının faaliyetlerinin Enstitü üzerinden hızlandırılması;

BUGÜN 1 MUHARREM.HİCRİ YENİ YILIN İLK GÜNÜ. HİCRİ YILBAŞIMIZ, ÜMMETE MÜBAREK OLSUN

Muharrem, hicri yılın ilk ayıdır. Savaşmanın yasak olduğu haram aylardan biridir. Allah Teala haram aylara saygı gösterilmesini istemiş ve bu aylarda savaşmanın büyük günah olduğunu bildirmiştir.

“Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. (…)” (Bakara, 217.)

“Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâbe’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. (…)” (Maide, 2.)

“Allah, Kâ’be’yi, o Beyt-i Harâm’ı, (kendisinde hac edilen) haram ayı (Zilhıcce ayını), kurbanı ve (ona takılan) gerdanlıkları, insanlar için (maddî ma’nevî) bir kalkınma(vesîlesi) kıldı. Bu, muhakkak ki Allah’ın, göklerde ne var, yerde ne varsa bildiğini ve şübhesiz Allah’ın, herşeyi hakkıyla bilici olduğunu (sizin de) bilmeniz içindir.” (Maide, 97.)

Peygamber Efendimiz, muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş ve ramazan orucundan sonra en faziletli orucun muharrem ayında tutulan oruç olduğunu bildirmiştir. (Müslim, “Sıyam”, 202-203.)

Rivayetlerden anlaşıldığına göre, haram aylarla ilgili hükümler Hz. İbrahim zamanında konulmuş olup hac ibadetiyle ilişkilidir. Haram aylar zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır. Recep ayı dışındakiler birbiri ardınca gelir. Hac günlerini de içeren bu üç ay geçmişte hac mevsimi olarak değerlendirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, muharrem ayı -bir bakıma- hac mevsiminin son ayıdır. Bu aylarda savaşmanın yasak oluşu da büyük ölçüde hac ibadetinin huzur ve güven içinde eda edilmesini sağlamak içindir. Haram aylarla ilgili ayetlerde hac ibadetine de değinilmiş, konuyla ilgili hükümlerin insanların iyiliği için konulduğu vurgulanmıştır.

Muharrem ayı, içerisinde müstesna günlerden biri olan aşure gününü de barındırır. Aşure, muharrem ayının onuncu günüdür. İsmini Arapça on manasına gelen “aşera” kelimesinden almıştır. Dilimizde, bugün pişirilip dağıtılan tatlıya ad olarak “aşure” şeklinde telaffuzu yaygındır. Tarihte bugün, insanlık ve İslam tarihi açısından önem taşıyan bazı olaylar meydana gelmiştir. Rivayetlere göre Hz. İbrahim aşure günü dünyaya gelmiş, Hz. Musa ve kavmi Firavun’un zulmünden bugünde kurtulmuş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi dağına aşure günü oturmuştur… Bu özellikleri bakımından aşure bir sevinç, mutluluk ve kutlama günüdür. Nitekim Hz. Aişe’den nakledilen bir rivayette, cahiliye döneminde Kureyşlilerin aşure gününü kutladıklarından; Kâbe’nin örtüsünü değiştirip oruç tuttuklarından bahsedilmektedir. (Müsned, VI, 244.)

Muharrem ayı ve aşure günü, ehlikitap olan Hristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılmıştır. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin aşure orucu tuttuklarını görmüş, kendilerine bu orucu niçin tuttuklarını sormuş. Onlar, “bugün hayırlı bir gündür, bugünde Allah İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardı. Musa (a.s.) bugünde oruç tuttu” cevabını vermişlerdir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, “biz Musa’ya sizden daha evla ve layığız” demiş, aşure orucunu tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir. (İbn Mace, “Sıyam”, 41.)

Bi’setten önce birkaç kere aşure orucu tutan Hz. Peygamber, hicretten sonra da birkaç kere aşure orucu tutmuş, diğer Müslümanların da tutmasını istemiştir. (Buhari, “Savm”, 69.) Ramazan orucu farz kılınınca aşure orucu bir yükümlülük olmaktan çıkarılmakla birlikte tutulması tavsiye edilmiş ve sünnet kabul edilerek tutula gelmiştir.

Hz. Peygamber sadece aşure gününde değil bir önceki ve bir sonraki günlerde de oruç tutulmasını öğütlemiştir. (Buhari, “Savm”, 69.) İslam âlimleri de, bugünü oruçlu geçiren Yahudilere benzememek için, aşure orucunun önceki veya sonraki günle birlikte tutulmasının uygun olacağını bildirmiştir.

Bu mübarek ay vesilesiyle kutsal zaman ve mekânlara saygımızı tazelemeliyiz. Muharrem ayı ve aşure gününde meydana gelen hayırlı hadiseler hatırına Yüce Rabbimize kulluk ve şükrümüzü arttırmalıyız. Kerbela’da meydana gelen zulmü de hatırdan çıkarmamalıyız ki bir daha hiç kimse böyle bir zulüm yapmaya cesaret edemesin.

Zalimlerin ve zulmün içimizi kin ve nefretle doldurmasına ve kirletmesine de izin vermeyelim. Zalimin zulmü varsa mazlumun da “Âh”ı var. İçimizdeki Allah (c.c.), Peygamber (s.a.s.) ve ehlibeyt sevgisi, nefret, kin ve zulmü yok etmeye kadirdir.

Hak gelince batıl yok olmaya mahkûmdur.

KURBAN KESERKEN UYULMASI GEREKENLER!

DHV ve GİMDES Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER’in kurban kesiminde Helal veTayyib şartlara uyulması gereken esaslarla ilgili açıklaması: Kurban, Yüce Rabbimizin rahmetine yaklaşmak için, ibadet niyeti ile belirli bir vakitte hususi bir hayvanı kesmeye denir. Hicretin ikinci yılında emredilmiştir. Kurban kesmek, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır. Yüce Rabbimizin verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevaba ulaşmak ve birtakım belalardan korunmaktır.

Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, Müslüman ve zengin olmak gibi bir takım şartları kendinde bulunduran herkese vaciptir.

Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlandırır. Kesilen kurbanın etinden imkânı olmayan muhtaç kimselere verilmesi durumunda hem onların gönlü alınmış olur hem de Rabbimiz (Celle Celâlühü)’nün hoşnutluğu kazanılır.

Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem) kurban kesmeyi hiçbir zaman terk etmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)’e hitaben “Rabbin için namaz kıl, kurban kes”( Kevser Suresi, Ayet 2.) emri bütün Ümmeti Muhammedi kapsamaktadır. Ayrıca Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem) birçok hadisi şerifinde, imkanı olanların kurban kesmesini emretmiş ve; “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.” (İbni Mace, Edahi,2) buyurarak kurbanın önemini vurgulamıştır.

Kurban Kesmek Kimlere Vaciptir?

Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmesi vaciptir.

1- Müslüman olmak.

2- Akıllı olmak.

3- Buluğ çağına girmiş olmak.

4- Hür olmak.

5- Mukim olmak.

6- Zengin olmak. (Nisap miktarı mala sahip olmak. Kurban nisabında, tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi paranın üzerinden bir sene geçmesi şart değildir.)

Kurban Edilecek Hayvanın Cinsi

Hayvanlardan sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve kurban edilir. Tavuk, horoz, ördek, kaz gibi ehli hayvanlar ile eti yenen yabani hayvanlardan kurban olmaz. Kurbanlık hayvanlardan koyun ve keçi bir yaşını doldurmuş olmalıdır. Ancak koyunlar yedi sekiz aylık olduğu halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler. Koyun ve keçi sadece bir kişi için kurban edilir. Deve, sığır ve manda ise bir kişiden yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebilir.

Kurban Kesen Ortaklar

Kurban kesecek olan ortakların her birinin Müslüman olması ve kestikleri kurbanı Allah rızası için ibadet niyeti ile kesmeleri gerekir. Bundan dolayı ortaklardan birinin Müslüman olmaması veya Allah rızası için değil de et için veya başka bir niyetle kurban kesmesi durumunda hiçbirinin kurbanı geçerli olmaz. Ortaklar kurban etinden hisselerini ayıracakları zaman tartarak ayırmaları gerekir. Göz kararı ayıramazlar.

Kurbanın Kusurlu Olup Olmaması Durumu

Kesilecek hayvanın kurban olmaya engel bir kusurunun bulunmaması gerekir.

Bir hayvanın kurban edilmesine zarar vermeyen kusurlar;

 Şaşı, topal, uyuz ve deli olması,

 Doğuştan boynuzsuz veya boynuzunun azının kırık olması,

 Kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olması,

 Kulaklarının uçlarından kesilmiş olması,

 Dişlerinin azının düşmüş olması,

 Cinsel organının bulunmaması veya burulup kısırlaştırılmış olması.

  • Bu hayvanlar kurban edilebilirler.

Bir hayvanın kurban edilmesine zarar veren kusurlar;

 Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün olması,

 İki gözünün veya bir gözünün kör olması,

 Dişlerinin tamamının veya çoğunun düşmüş olması,

 Boynuzlarının birinin veya ikisinin kökünden kırılmış olması,

 Kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kesilmiş olması,

 Kulağının veya kuyruğunun yaratılışında bulunmaması,

 Memelerinin başlarının kopmuş olması.

  • Bu hayvanlar kurban edilemezler.

Kurban’ın Kesilme Vakti

Kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Kurbanın kesilme vakti, kurban bayramının ilk üç günü yani zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleridir. Üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilebilir. Fakat birinci günü kesmek daha faziletlidir. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen mekruhtur. Şafii mezhebine göre ise kurban bayramın dördüncü günü de kesilebilir.

Kurban’ın Kesilme Şekli

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca kesim esnasında hayvanların, birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir. Kurban kesim yerine incitilmeden götürülür. Hayvan kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Hayvan yatırılırken şu âyet-i celilelerin okunması uygun görülmüştür:

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”  (En’âm Suresi, Ayet-79)

، “Şüphesiz benim namazım, ibadetim (kurbanım), hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur.” ( En‘âm Suresi, Ayet-162/163)

Sonra, “Allahım! Dostun İbrâhim’den ve habibin Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de bu kurbanı kabul buyur” şeklinde veya buna benzer dua edilir ve tekbir getirilir. Daha sonra kurbanı kesen kimse hayvana eziyet vermemeye dikkat eder ve “Bismillâhi Allahü Ekber”  diyerek kurbanı keser. Kesim işlemi; boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes borusu kesilerek yapılır ve hayvanın kanının iyice akması için bir süre beklenir.

Kurbanı, elinden geliyorsa sahibinin kesmesi menduptur, değilse uygun gördüğü bir müslümana vekâlet verip kestirebilir. Kurban sahibinin kesim esnasında orada hazır bulunması müstehaptır. Kurbanı vekilin kesmesi halinde kurban sahibi de besmeleye iştirak eder. Kurbanı kesen kimse besmeleyi unutarak terk etse kurbanın eti yenilir. Ancak kasten terk ederse, o hayvanın eti yenilmez.

Kurbanın Eti ve Derisi Hakkında Yapılacak İşlem

Kesilen kurbanın etinden, sahibi ister zengin olsun ister fakir olsun kendisi yiyebileceği gibi fakir olmayanlara da yedirip dağıtabilir. Bununla beraber kurban etinin üç parçaya bölünüp bir parçasının kurban sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler tarafından tüketilmesi, ikinci parçanın zengin bile olsalar komşu, akraba ve tanıdıklara hediye edilmesi, üçüncü parçanın ise kurban kesmeyen fakir kimselere dağıtılması müstehaptır. Ancak kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin kalabalık olması veya ihtiyaçlarının bulunması halinde, kurban etinin kimseye dağıtılmadan evde tüketilmesi menduptur. Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya ondan seccade ve sofra gibi evde kullanılacak eşya yapılır veya kullanılmak üzere birine hediye de edilebilir. Kurban edilecek hayvanı kesilmeden önce kırkmak mekruhtur. Yünleri kırkılacak olursa, sadaka olarak verilmelidir. Fakat hayvan kesildikten sonra yünleri kırkılabilir ve kullanılabilir. Kurbanlık hayvanın sütünden yararlanmak, etini veya derisini satmak mekruhtur. Şayet satılacak olursa parasının sadaka olarak verilmesi gerekir.

 

KADİR GECEMİZ VE RAMAZAN BAYRAMIMIZ BÜTÜN ÜMMETE MÜBAREK OLSUN!

“Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle her iş için iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.” (Kadîr sûresi, 1-5)

“Kadir gecesini, fazilet ve kudsiyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibâdet ve tâatle geçiren kimsenin -kul hakkı hâriç- geçmiş günâhları bağışlanır.” (Müslim, Müsâfirîn, 175)

Âişe -radıyallâhu anhâ-, Peygamber Efendimiz’e: “–Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz de: “«Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Sen beni affet, bağışla!» diye dua et!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 84)

Hayırla, bereketle, rahmetle müjdelenen bir ayın sonuna yaklaşırken, Kur’an-ı Kerimin indirilmeye başlandığı, Peygamberimiz(sav)’e ilk vahiy ve Peygamberlik görevinin verildiği, ibadet ve duaların diğer gecelere göre daha makbul ve hayırlı olduğu bildirilen, Kadir Gecesini bütün rahmetiyle karşılıyoruz.

Mübarek Ramazan ayında, en hayırlı geceyi idrak edeceğimiz Kadir gecemizin ve RAMAZAN Bayramımızın hayırlara ve bütün İslam aleminin kurtuluşuna vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederiz.

Ey Allah’ım,
Bugün Ümmet kanlı gözyaşlarını akıtıyor
Her yerde zulüm var, her yer acıyla kıvranıyor.
Irzımız, namusumuz kafirin ayakları altında perişan
Bütün bunların bizim günahlarımızdan olduğunu anladık
Pişman olduk, tövbe ettik, kapına geldik
dünyanın dört bir tarafında acı çeken, horlanan, ezilen Müslümanın
Kurtuluşunu Sen’den diliyoruz. Biliyoruz ki Sen affedicisin, affetmesini seversin
Sen bizi, Ümmet olarak hepimizi bu gecenin hürmetine
Bize kurtuluş müjdesini getiren sevgili Resulün(s.a.v.) hürmetine
Aff eyle, bizi bağışla……