GELİN ELBİRLİĞİ İLE HİZMET EDELİM!

DÜNYA HELAL VAKFIMIZIN ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Ekim ayı başında DHV Mütevelli Heyet üyeleri ile yaptığımız toplantı hakkında daha önceki haberimizle bilgi verilmşti. Bu yazımızda alınan kararlar ışığında başlattığımız aktivitelerden söz edeceğiz.

EĞİTİM MERKEZİ

Merkez bina için Nuh SARAL, Mustafa COŞKUN, Orhan SAVAŞ ve Ömer BÜYÜKÖZER uygun yer arama faaliyeti için görevlendirilmiştir

HAYIR MERKEZİ

İSLAMİ İLİMLER IŞIĞINDA AKADEMİK KADRO YETİŞTİRMEK.DESTEK KAMPANYASI

Akademik Kadrolarımızı yetiştirmek için, Master ve Doktora yapmalarını sağlamak üzere maddi destek çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü ile yapılan görüşmeler sonucunda 8 kardeşimizin master çalışmaları proje yapma seviyesine gelmiştir. Aynı kompleks içerisinde yeni master ve doktora öğrencisi olmak isteyenlere maddi destek sağlayacak yardım kampanyamızın hesap bilgileri şöyle;

HESAP ADI : DÜNYA HELAL VAKFI-HAYIR MERKEZİ
HESAP NO : 93737332-4
ŞUBE : KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR76 0020 5000 0937 3733 2000 04

YETİMLERE DESTEK KAMPANYASI

Yetimlere Yardım desteğimiz, İslam ülkelerinde savaş, doğal afatlar sebebi ile yetim kalmış milyonlarca çocuklarımıza sahip çıkma adına iki yıldır 11 yetim çocuğumuza, herbir yetimin bir aylık harcamaları olarak 90 tl yardım gönderiyoruz. Bu yardımı hayır sever kardeşlerimizin katkısı ile daha da büyütmek arzu ediyoruz. Hesap bilgileri şöyle;
HESAP ADI : DÜNYA HELAL VAKFI-YETİMLER
HESAP NO : 93737332-3
ŞUBE : KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR06 0020 5000 0937 3732 0000 03

DAR ÜL HELAL MEDRESESİ DESTEK KAMPANYASI

Bu etkinliğimizi desteklemek için hesap bilgileri;
HESAP ADI :DÜNYA HELAL VAKFI-DARUL HALAL MEDRESE
HESAP NO :93737332-2
ŞUBE :KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO : TR33 0020 5000 0937 3733 2000 02

DÜNYA HELAL VAKFI MERKEZ LABOTATUARINA DESTEK KAMPANYASI

Darül Helal Medresesi bünyesinde, Helal Ürünleri Araştırma Enstitüsü’ne bağlı olarak kurulacak olan Laboratuvar Merkezi ile, enstitünün hizmet verdiği tüm alanlarda çalışmaların daha güvenilir, faydalı ve gelişmiş bir sistem içinde yürütülmesi sağlanacaktır. Laboratuvar Merkezi’nin en büyük hedefi; çalışmalarının Helal ve Tayyib sistemin en doğru şekilde kalitesini güvenceye alacak bir sistem içerisinde yürütülmesidir.
Bu ve buna benzer hayır hizmetleri için Kurduğumuz Dünya Helal Vafına yardım etmek isteyen kardeşlerimiz için hesap bilgileri şöyle;
HESAP ADI :DÜNYA HELAL VAKFI
HESAP NO :93737332-1
ŞUBE :KUVEYTTURK – İKİTELLİ
IBAN NO :TR60 0020 5000 0937 3733 2000 01

Gelin, bu faaliyetlerimizin yerine getirilmesinde, gençliğimizin hayırlı nesiller ve evlâtlar olarak yetişmesine, yitik malımız helal tayyib yaşantımıza adım adım ulaşabilmek yolunda elbirliğiyle hizmet edelim. Rabbimiz yardımlarınızı Kabul buyursun

DÜNYA HELAL VAKFI MÜTEVELLİ HEYETİ DHV MERKEZİNDE TOPLANDI…

Dünya Helal Vakfı Mütevelli Heyeti; Başkan Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER Üyeler Av. Hakkı AYGÜN, Av. Ali KURT, Günay KAYA, Suat SEZER, Hüseyin ÖZTÜRK, Hasan TÜRKYILMAZ, Orhan SAVAŞ, Ersin TAŞTAN, Nuh SARAL, Ömer BÜYÜKÖZER, Murat BÜYÜKÖZER ve A.Hayreddin İŞBİLİR’in katılımlarıyla 09 Ekim Pazar günü Dünya Helal Vakfı merkezinde toplanmıştır. Toplantıda önemli görüşmeler yapıldı ve önemli eylem kararları alındı. Öncelikle Darül Helal Medresesi projesi üzerinde duruldu. Bu önemli projemizin 3 merhalede yürütülmesinin daha gerçekçi olacağında fikir birliği oluştu. Birinci merhalede Eğitim merkezinin oluşturulması, ikinci merhalede yüksek Lisans ve Doktora çalışmaları için Enstitümüzün devreye sokulması ve üçüncü merhalede mevcut üniversite mevzuatına uygun Darul Helal Medresesinin kurulması. Bu projenin ihtiyacı için gerekli yetişmiş akademik elemanlar için Hayır merkezimizde başlattığımız Yüksek Lisans öğrencilerimize burs kampanyamızın devam ettirilmesi, Türkiye, Suriye ve diğer islam ülkelerindeki yetim çocuklarımız için başlattığımız “siz de bir yetimimize sahib çıkın” kampanyasının devam ettirilmesi kararları alınmıştır.

Diğer görüşülen konular ise şöyle olmuştur:

1.Dar’ul Halal Medresesi Projesi ile ilgili TOÇBİRSEN, MEMURSEN gibi Sivil Toplum kuruluşlarıyla işbirliği görüşmeleri yapılması
3.Kamu ihalelerinde satışa sunulan binaların araştırılması
4. İslami ilimler ışığında teknik personel yetiştirmek için üniversite son sınıf öğrencilerinden helal gıda bilincine sahip öğrencilerin tespit edilerek gerekli yardımlarla akademik kariyerinin devam edilmesi
5.Akademik kadronun tespit edilmesi
6.Paket eğitim projelerinin çıkartılması;
7.Mevcut yapının faaliyetlerinin Enstitü üzerinden hızlandırılması;

BUGÜN 1 MUHARREM.HİCRİ YENİ YILIN İLK GÜNÜ. HİCRİ YILBAŞIMIZ, ÜMMETE MÜBAREK OLSUN

Muharrem, hicri yılın ilk ayıdır. Savaşmanın yasak olduğu haram aylardan biridir. Allah Teala haram aylara saygı gösterilmesini istemiş ve bu aylarda savaşmanın büyük günah olduğunu bildirmiştir.

“Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. (…)” (Bakara, 217.)

“Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâbe’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. (…)” (Maide, 2.)

“Allah, Kâ’be’yi, o Beyt-i Harâm’ı, (kendisinde hac edilen) haram ayı (Zilhıcce ayını), kurbanı ve (ona takılan) gerdanlıkları, insanlar için (maddî ma’nevî) bir kalkınma(vesîlesi) kıldı. Bu, muhakkak ki Allah’ın, göklerde ne var, yerde ne varsa bildiğini ve şübhesiz Allah’ın, herşeyi hakkıyla bilici olduğunu (sizin de) bilmeniz içindir.” (Maide, 97.)

Peygamber Efendimiz, muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş ve ramazan orucundan sonra en faziletli orucun muharrem ayında tutulan oruç olduğunu bildirmiştir. (Müslim, “Sıyam”, 202-203.)

Rivayetlerden anlaşıldığına göre, haram aylarla ilgili hükümler Hz. İbrahim zamanında konulmuş olup hac ibadetiyle ilişkilidir. Haram aylar zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır. Recep ayı dışındakiler birbiri ardınca gelir. Hac günlerini de içeren bu üç ay geçmişte hac mevsimi olarak değerlendirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, muharrem ayı -bir bakıma- hac mevsiminin son ayıdır. Bu aylarda savaşmanın yasak oluşu da büyük ölçüde hac ibadetinin huzur ve güven içinde eda edilmesini sağlamak içindir. Haram aylarla ilgili ayetlerde hac ibadetine de değinilmiş, konuyla ilgili hükümlerin insanların iyiliği için konulduğu vurgulanmıştır.

Muharrem ayı, içerisinde müstesna günlerden biri olan aşure gününü de barındırır. Aşure, muharrem ayının onuncu günüdür. İsmini Arapça on manasına gelen “aşera” kelimesinden almıştır. Dilimizde, bugün pişirilip dağıtılan tatlıya ad olarak “aşure” şeklinde telaffuzu yaygındır. Tarihte bugün, insanlık ve İslam tarihi açısından önem taşıyan bazı olaylar meydana gelmiştir. Rivayetlere göre Hz. İbrahim aşure günü dünyaya gelmiş, Hz. Musa ve kavmi Firavun’un zulmünden bugünde kurtulmuş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi dağına aşure günü oturmuştur… Bu özellikleri bakımından aşure bir sevinç, mutluluk ve kutlama günüdür. Nitekim Hz. Aişe’den nakledilen bir rivayette, cahiliye döneminde Kureyşlilerin aşure gününü kutladıklarından; Kâbe’nin örtüsünü değiştirip oruç tuttuklarından bahsedilmektedir. (Müsned, VI, 244.)

Muharrem ayı ve aşure günü, ehlikitap olan Hristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılmıştır. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin aşure orucu tuttuklarını görmüş, kendilerine bu orucu niçin tuttuklarını sormuş. Onlar, “bugün hayırlı bir gündür, bugünde Allah İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardı. Musa (a.s.) bugünde oruç tuttu” cevabını vermişlerdir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, “biz Musa’ya sizden daha evla ve layığız” demiş, aşure orucunu tutmuş ve ashabına da tutmalarını emretmiştir. (İbn Mace, “Sıyam”, 41.)

Bi’setten önce birkaç kere aşure orucu tutan Hz. Peygamber, hicretten sonra da birkaç kere aşure orucu tutmuş, diğer Müslümanların da tutmasını istemiştir. (Buhari, “Savm”, 69.) Ramazan orucu farz kılınınca aşure orucu bir yükümlülük olmaktan çıkarılmakla birlikte tutulması tavsiye edilmiş ve sünnet kabul edilerek tutula gelmiştir.

Hz. Peygamber sadece aşure gününde değil bir önceki ve bir sonraki günlerde de oruç tutulmasını öğütlemiştir. (Buhari, “Savm”, 69.) İslam âlimleri de, bugünü oruçlu geçiren Yahudilere benzememek için, aşure orucunun önceki veya sonraki günle birlikte tutulmasının uygun olacağını bildirmiştir.

Bu mübarek ay vesilesiyle kutsal zaman ve mekânlara saygımızı tazelemeliyiz. Muharrem ayı ve aşure gününde meydana gelen hayırlı hadiseler hatırına Yüce Rabbimize kulluk ve şükrümüzü arttırmalıyız. Kerbela’da meydana gelen zulmü de hatırdan çıkarmamalıyız ki bir daha hiç kimse böyle bir zulüm yapmaya cesaret edemesin.

Zalimlerin ve zulmün içimizi kin ve nefretle doldurmasına ve kirletmesine de izin vermeyelim. Zalimin zulmü varsa mazlumun da “Âh”ı var. İçimizdeki Allah (c.c.), Peygamber (s.a.s.) ve ehlibeyt sevgisi, nefret, kin ve zulmü yok etmeye kadirdir.

Hak gelince batıl yok olmaya mahkûmdur.

KURBAN KESERKEN UYULMASI GEREKENLER!

DHV ve GİMDES Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER’in kurban kesiminde Helal veTayyib şartlara uyulması gereken esaslarla ilgili açıklaması: Kurban, Yüce Rabbimizin rahmetine yaklaşmak için, ibadet niyeti ile belirli bir vakitte hususi bir hayvanı kesmeye denir. Hicretin ikinci yılında emredilmiştir. Kurban kesmek, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır. Yüce Rabbimizin verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevaba ulaşmak ve birtakım belalardan korunmaktır.

Kurban Bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, Müslüman ve zengin olmak gibi bir takım şartları kendinde bulunduran herkese vaciptir.

Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlandırır. Kesilen kurbanın etinden imkânı olmayan muhtaç kimselere verilmesi durumunda hem onların gönlü alınmış olur hem de Rabbimiz (Celle Celâlühü)’nün hoşnutluğu kazanılır.

Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem) kurban kesmeyi hiçbir zaman terk etmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)’e hitaben “Rabbin için namaz kıl, kurban kes”( Kevser Suresi, Ayet 2.) emri bütün Ümmeti Muhammedi kapsamaktadır. Ayrıca Efendimiz (Sallellahu Aleyhi ve Sellem) birçok hadisi şerifinde, imkanı olanların kurban kesmesini emretmiş ve; “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.” (İbni Mace, Edahi,2) buyurarak kurbanın önemini vurgulamıştır.

Kurban Kesmek Kimlere Vaciptir?

Aşağıdaki şartları taşıyan kimselerin kurban kesmesi vaciptir.

1- Müslüman olmak.

2- Akıllı olmak.

3- Buluğ çağına girmiş olmak.

4- Hür olmak.

5- Mukim olmak.

6- Zengin olmak. (Nisap miktarı mala sahip olmak. Kurban nisabında, tıpkı fıtır sadakasında olduğu gibi paranın üzerinden bir sene geçmesi şart değildir.)

Kurban Edilecek Hayvanın Cinsi

Hayvanlardan sadece koyun, keçi, sığır, manda ve deve kurban edilir. Tavuk, horoz, ördek, kaz gibi ehli hayvanlar ile eti yenen yabani hayvanlardan kurban olmaz. Kurbanlık hayvanlardan koyun ve keçi bir yaşını doldurmuş olmalıdır. Ancak koyunlar yedi sekiz aylık olduğu halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa kurban edilebilir. Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler. Koyun ve keçi sadece bir kişi için kurban edilir. Deve, sığır ve manda ise bir kişiden yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebilir.

Kurban Kesen Ortaklar

Kurban kesecek olan ortakların her birinin Müslüman olması ve kestikleri kurbanı Allah rızası için ibadet niyeti ile kesmeleri gerekir. Bundan dolayı ortaklardan birinin Müslüman olmaması veya Allah rızası için değil de et için veya başka bir niyetle kurban kesmesi durumunda hiçbirinin kurbanı geçerli olmaz. Ortaklar kurban etinden hisselerini ayıracakları zaman tartarak ayırmaları gerekir. Göz kararı ayıramazlar.

Kurbanın Kusurlu Olup Olmaması Durumu

Kesilecek hayvanın kurban olmaya engel bir kusurunun bulunmaması gerekir.

Bir hayvanın kurban edilmesine zarar vermeyen kusurlar;

 Şaşı, topal, uyuz ve deli olması,

 Doğuştan boynuzsuz veya boynuzunun azının kırık olması,

 Kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olması,

 Kulaklarının uçlarından kesilmiş olması,

 Dişlerinin azının düşmüş olması,

 Cinsel organının bulunmaması veya burulup kısırlaştırılmış olması.

  • Bu hayvanlar kurban edilebilirler.

Bir hayvanın kurban edilmesine zarar veren kusurlar;

 Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün olması,

 İki gözünün veya bir gözünün kör olması,

 Dişlerinin tamamının veya çoğunun düşmüş olması,

 Boynuzlarının birinin veya ikisinin kökünden kırılmış olması,

 Kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kesilmiş olması,

 Kulağının veya kuyruğunun yaratılışında bulunmaması,

 Memelerinin başlarının kopmuş olması.

  • Bu hayvanlar kurban edilemezler.

Kurban’ın Kesilme Vakti

Kurbanın sahih olabilmesi için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Kurbanın kesilme vakti, kurban bayramının ilk üç günü yani zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleridir. Üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilebilir. Fakat birinci günü kesmek daha faziletlidir. Kurbanı geceleyin kesmek tenzihen mekruhtur. Şafii mezhebine göre ise kurban bayramın dördüncü günü de kesilebilir.

Kurban’ın Kesilme Şekli

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca kesim esnasında hayvanların, birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir. Kurban kesim yerine incitilmeden götürülür. Hayvan kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Hayvan yatırılırken şu âyet-i celilelerin okunması uygun görülmüştür:

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”  (En’âm Suresi, Ayet-79)

، “Şüphesiz benim namazım, ibadetim (kurbanım), hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur.” ( En‘âm Suresi, Ayet-162/163)

Sonra, “Allahım! Dostun İbrâhim’den ve habibin Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de bu kurbanı kabul buyur” şeklinde veya buna benzer dua edilir ve tekbir getirilir. Daha sonra kurbanı kesen kimse hayvana eziyet vermemeye dikkat eder ve “Bismillâhi Allahü Ekber”  diyerek kurbanı keser. Kesim işlemi; boğazın iki tarafındaki şah damarları ile yemek ve nefes borusu kesilerek yapılır ve hayvanın kanının iyice akması için bir süre beklenir.

Kurbanı, elinden geliyorsa sahibinin kesmesi menduptur, değilse uygun gördüğü bir müslümana vekâlet verip kestirebilir. Kurban sahibinin kesim esnasında orada hazır bulunması müstehaptır. Kurbanı vekilin kesmesi halinde kurban sahibi de besmeleye iştirak eder. Kurbanı kesen kimse besmeleyi unutarak terk etse kurbanın eti yenilir. Ancak kasten terk ederse, o hayvanın eti yenilmez.

Kurbanın Eti ve Derisi Hakkında Yapılacak İşlem

Kesilen kurbanın etinden, sahibi ister zengin olsun ister fakir olsun kendisi yiyebileceği gibi fakir olmayanlara da yedirip dağıtabilir. Bununla beraber kurban etinin üç parçaya bölünüp bir parçasının kurban sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler tarafından tüketilmesi, ikinci parçanın zengin bile olsalar komşu, akraba ve tanıdıklara hediye edilmesi, üçüncü parçanın ise kurban kesmeyen fakir kimselere dağıtılması müstehaptır. Ancak kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin kalabalık olması veya ihtiyaçlarının bulunması halinde, kurban etinin kimseye dağıtılmadan evde tüketilmesi menduptur. Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya ondan seccade ve sofra gibi evde kullanılacak eşya yapılır veya kullanılmak üzere birine hediye de edilebilir. Kurban edilecek hayvanı kesilmeden önce kırkmak mekruhtur. Yünleri kırkılacak olursa, sadaka olarak verilmelidir. Fakat hayvan kesildikten sonra yünleri kırkılabilir ve kullanılabilir. Kurbanlık hayvanın sütünden yararlanmak, etini veya derisini satmak mekruhtur. Şayet satılacak olursa parasının sadaka olarak verilmesi gerekir.

 

KADİR GECEMİZ VE RAMAZAN BAYRAMIMIZ BÜTÜN ÜMMETE MÜBAREK OLSUN!

“Biz onu Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesi nedir, bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Meleklerle Ruh o gece Rabblerinin izniyle her iş için iner de iner. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.” (Kadîr sûresi, 1-5)

“Kadir gecesini, fazilet ve kudsiyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibâdet ve tâatle geçiren kimsenin -kul hakkı hâriç- geçmiş günâhları bağışlanır.” (Müslim, Müsâfirîn, 175)

Âişe -radıyallâhu anhâ-, Peygamber Efendimiz’e: “–Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz de: “«Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Sen beni affet, bağışla!» diye dua et!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 84)

Hayırla, bereketle, rahmetle müjdelenen bir ayın sonuna yaklaşırken, Kur’an-ı Kerimin indirilmeye başlandığı, Peygamberimiz(sav)’e ilk vahiy ve Peygamberlik görevinin verildiği, ibadet ve duaların diğer gecelere göre daha makbul ve hayırlı olduğu bildirilen, Kadir Gecesini bütün rahmetiyle karşılıyoruz.

Mübarek Ramazan ayında, en hayırlı geceyi idrak edeceğimiz Kadir gecemizin ve RAMAZAN Bayramımızın hayırlara ve bütün İslam aleminin kurtuluşuna vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederiz.

Ey Allah’ım,
Bugün Ümmet kanlı gözyaşlarını akıtıyor
Her yerde zulüm var, her yer acıyla kıvranıyor.
Irzımız, namusumuz kafirin ayakları altında perişan
Bütün bunların bizim günahlarımızdan olduğunu anladık
Pişman olduk, tövbe ettik, kapına geldik
dünyanın dört bir tarafında acı çeken, horlanan, ezilen Müslümanın
Kurtuluşunu Sen’den diliyoruz. Biliyoruz ki Sen affedicisin, affetmesini seversin
Sen bizi, Ümmet olarak hepimizi bu gecenin hürmetine
Bize kurtuluş müjdesini getiren sevgili Resulün(s.a.v.) hürmetine
Aff eyle, bizi bağışla……